Dinleyen bilir

Bilen anlar

Anlayan düşünür

Düşünen (sağlıklı) karar verir..

 

Aktif dinlemenin temel kurallarına geçmeden önce, dinleme kalitemizi düşüren belli başlı engellerin farkına varmalıyız. Eğer bunlara dikkat etmezsek ne olur? Doğrusu zaman zaman, birçok zaman dinlermiş gibi yaparız. Aslında susarak beklemiş oluruz. Ama ihtiyacımız olan anlama eylemimiz zayıf kalır. Boş yere zaman kaybederiz.

 

Bunlardan bazıları kontrolümüz dışındadır;

  • Gürültülü ve hareketli ortam: Böyle bir durumda iyi duymanız ve konuşana odaklanmanız oldukça zordur. Konuşan kişinin arka kısmında yoğun bir aktivitenin olması veya yüksek sesli makinelerin olduğu ortamlar verilebilecek basit örneklerdir.

 

 

 

  • Fiziksel yorgunluk: Uykusuzluk, aşırı çalışmadan sonraki halsizlik, rahatsız edecek kadar hasta olmak gibi durumlarda istesek de iyi dinleyemeyiz. Çünkü beynimiz vücudumuzun yorgunluğuna odaklanmıştır.

 

  • Duygusal yorgunluk veya yoğunluk: Maç heyecanıyla coşmuş olan taraftara iş yerindeki bir konuyu açıklamaya çalışmak, cenazesi olan bir insana artan kira oranlarından bahsetmek hoş olur mu?

 

  • Zaman darlığı: Acil toplantıya yetişecek birine bir konuda açıklama yapmaya çalışmak, tuvalete ihtiyacı olan arkadaşınıza bir mevzu ile ilgili fikir sormak ne derece doğru olur?

 

Bu saydığımız etkenler dinleme kalitemizi düşürmesi olasıdır. Dolayısı ile böyle durumlarda elimizde olmayan sebepler için muhatabımızı nazikçe uyarmalı, görüşmemizi daha uygun ortam ve zamana ertelemeliyiz. Bu iki taraf için de en doğru davranış olur.

 

Ama şimdi sıralayacaklarımız, büyük oranda bizim değer yargılarımızla olumlu veya olumsuz sonuca gitmemizi sağlar. Burada sağduyumuzu devreye sokmalı, empatik yaklaşım sergileyerek her türlü önyargılardan arınmaya çaba sarf etmeliyiz. Büyük insan M. Zahit Kotku: “İnsan içindeki cevher bilinmez” sözüyle bize peşin hükümlü olmanın zararlarını ne güzel açıklıyor. Bunlara değinecek olursak;

 

  • Kişiliğe karşı olan önyargı: Önyargıdan uzak durarak anlamaya çalışmalıyız. Kimi insanlar muhatapları hakkındaki olumsuz kanata sahip olurlar. Bazen çevrelerinden onun hakkında duydukları kötü şeyler, kimi zaman ise ilk izlenimleri buna sebep olabilir. Ünlü bir sanayicinin dediği gibi birçok sert görünümlü insanın aslında yufka gibi bir yüreğe sahip olduğunu kaç kişi biliyor?

  • Üslubunun rahatsız edici olması: Bölgesel kültür farkı bazen anlaşmayı zorlaştırabilir. Bir kelimenin her bölgede telaffuzu ve anlamı farklılıklar gösterebilir. Kişinin hızlı ya da yavaş konuşması veya konuşurken takındığı tavır da bunda etkili olabilir. Eğitimlerimden birinde, bana hitap eden beyin üslubu, uzaktan bakana göre oldukça küstahçaydı. Onu dinlerken bazı arkadaşlar müdahale etmek istediler. Onları engelledikten sonra konuşmasını sürdürdüğünde aslında bana iltifat ettiğini gördük. Adamın bakışı ve ses tonu herkesi şaşırttı. Eğer onu dinlemesek, hakaret ettiğine hükmederdik.

 

  • Kılık kıyafetine karşı önyargı: Her yörenin giydiği kıyafet farklılık gösterebilir. Ayrıca kimi insan çok zevksiz ya da çok dikkat çekici giyinebilir. Bazen kıyafetleri ile mesleğini bağdaştıramayız. Siyasi ve etnik farklılıklar kıyafetlerle özdeşleştirilmeye çalışılır. Doğuda puşu takan bir kimse, batı bölgelerinde yadırgayan bakışlara muhatap olabilir. Tam tersi batı illerinin kıyafetleri ile doğu illerinde gezen insan şaşkın ve meraklı gözlerle izlenebilir.

  • Verilen mesaja karşı ilgisizlik: K. Chestertan’ın , “İlginç olmayan konu yoktur. Sadece ilginç olmayan insanlar vardır.” Sözü bu konuyu ne güzel özetliyor. Oysa her insan özeldir. Bazı insanları çok fazla sevmeyebilirsiniz. Bu normaldir. Ama saygı duymamak, onun söyledikleriyle ilgilenmemek de neyin nesi? Şöyle bir sloganım var, her eğitimde sıkça tekrarlarım: “Sevgi tercih, saygı mecburiyettir!” Bizim ilgilimiz, karşı tarafta aynıyla karşılık bulur.

(Devam Edecek)

 

Not:

Bizimle her daim iletişimde olmak istemez misiniz? Çok basit bir yöntemi var: Öncelikle Telegram programını cep telefonunuza indirmeniz, sonra da aşağıdaki linke tıklayarak grubumuza üye olmanız yeterlidir. Ayrıca arkadaşlarınızı da davet edebilirsiniz.

Masa üstü veya dizüstü bilgisayarı kullananalar ayrıca bu versiyonu da kullanabilirler. Büro çalışanları için bu çok rahat kullanım sağlıyor.

https://t.me/joinchat/J-obtEy8xTvMitbdyaIU4g

Grupta görüşmek üzere.. bekliyorum..

  • Makalelerin altına yorum yapmanız bizi sevindirir.
Önceki İçerikNE DİYORSUN DOSTUM? (1)
Sonraki İçerikNE DİYORSUN DOSTUM? (3)
1966 yılında Zonguldak’ta doğdu. İlk, ortaokul ve liseyi burada bitirdikten sonra 1997’de Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İşletme Bölümünden mezun oldu. Tahsil hayatının tamamına yakının süresini, aynı zamanda ticari çalışmalarda bulunarak geçirdi. Birçok firmada personel, ara idareci ve idareci olarak görev aldı. Sivil toplum kuruluşlarında çeşitli kademelerde görev aldı. Ticari hayatını sürdürürken, davranış psikolojisi alanında aldığı formel eğitimler aldı. Kendini tanıma, özgüven - motivasyon ve etkili iletişim becerileri alanında eğitimler vermeye başladı. Bu çalışmaları yanında, uzmanlık sahasıyla ilgili makaleler yazıyor. Bazı firmalara performans ve eğitim danışmanlığı yapmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

1 YORUM

  1. Hayırlı günler,öncelikle bu gayretiniz için teşekkür ederim.
    Yazıyı okuduğumda, gerçekten yaşantımızda dinleme özelliğimizin olmadığını farkettim.
    O yüzden de zaten anlaşmazlıkların yaşandığı bir toplum olduk.
    Tv’lerde her akşam tartışma programları oluyor ve maalesef bu , okumuş (!) Sözde Prof, doç, m.vekili, gazeteci, politikacı, sanatçı vs olmuş koca koca adamlar bize yaşantılarıyla kötü birer örnek olmaktan başka hiçbir şey veremiyorlar. Biz de bu basitlikleri, zevkle temaşa etmenin huzuru (!) içinde yatağımıza girip, ertesi güne umutla (!) uyanmaya çalışıyoruz….
    Veee, toplumdaki her bir birey gibi akşamdan gördüğümüz o kötü dersi hayatımızda tatbik ediyoruz…
    Umarım uyanır ve kendimize çeki düzen veririz. Selamlar…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here