Alışkanlıklar kimi doğru, kimi yanlış olabiliyor. İyi olan alışkanlıklar bize hayat boyunca mutluluk ve huzur verirken, kötü olanları ise tam tersi bir etki ile yaşam kalitesini mahvediyor. İyi veya kötü alışkanlıkları nasıl anlayacağınızın çok basit bir ölçütü, sınaması var.. çok basit; çevrenizdeki birçok insan bu davranışınızda hoşnut ise, bilinki bu davranışınız iyidir. Tam tersi ise iyi değildir. Nasıl.. basit değil mi?

 

 

Bazen bir takım yanlışları tekrarlayıp kendimize ve çevremize acı çektirmekle geçiyoruz hayatımızı. Keşke anlayabilsek! Oysa doğru olan bilgileri ve davranış kalıplarını sabırla, azimle öğrensek ve bunları olumlu alışkanlıklar olarak hayatımızda kullansak ne kadar rahat edeceğiz. Sonra da çevremizdeki insanlarla paylasak fena mı olur? Tabi ki olmaz. Ah bir şu egomuzu bir yenebilsek!

 

Konuyla ilgili Konfüçyüs’ün -kimilerine göre Mahatma Gandhi – çok harika, güzel sözü var:

 Sözlerinize dikkat edin, düşüncelerinize dönüşür,

 Düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür,

 Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür,

 Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür,

 Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür,

 Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür,

 Karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür.

Kaderden öte bir şey var mı?!. yok..  Ne kadar hikmetli, ibret verici bir söz öyle değil mi?

 

Kabul. Az önce de bahsettik.. bunu yapmak bazen oldukça zor oluyor. Ama değmez mi? Bence değer! Dedikleri gibi Uzun vadeli rahat için, kısa vadeli zorluğa katlanmak gerek. Sabırlı olmak lazım. Ancak sabır, körü körüne beklemek değildir. Her eğitimimde konu buraya geldiğinde, dilime pelesenk ettiğim bir sloganım var. Bunu tekrarlıyorum; “Sabır, bir konuda yapacaklarımızı yaptıktan sonra, bilinçli bekleyiştir. Ya da Cüneyd-i Bağdadi’nin sözünde bahsettiği Sabır, acı olanı yudumlarken, yüzümüzü buruşturmamaktır” bir çabadır. Sabır, böyle bir erdeme ulaşma yolunda önemli bir haslettir, özelliktir.

 

Haydi, bununla ilgili bir de misal verelim; bir tarlanız var ve buraya buğday ekeceksiniz. Verimli hasat için iyi tohumu kullandınız. Yeter mi? Elbette hayır. Hasada kadar birkaç çalışma daha yapmamız gerekir. Üstüne üstlük en az altı ayda beklemeniz lazım. Sonrası malum.. verimli, bol ve bereketli bir hasat. İşte işin en acı olan yanı, beklemek. Yani sabır. Ama başka çaresi var mı? Keşke olsa. Ama yok! Peki, sadece tohumu eker ve beklersek hasat alamayız mı? Tabi ki alırız. Alırız almasına da, asla diğeri gibi bol ve bereketli olmayacağını da peşinen kabul etmeliyiz.

 

Gelişmeyle ilgili İngiliz’lerin çok güzel bir atasözleri var; Yeşilsen, gelişirsin. Olmuşsan çürürsün. Peygamber efendimizin o meşhur hadis­-i şerifini de unutmamak gerek; İki günü denk olan ziyandadır.

 

 

Maalesef günümüzde 22-23 yaşında gelişimini durduranlara rastlamak mümkün. Malum bu yaşlar üniversitenin bittiği yaşlar.  Hele 40–50 yaşında “-Bizden çoktaan geçti..” diyenler o kadar çok ki. Hemen hemen her seminerimde, dinleyiciler bu bilince sahip olan tanıdıklarından bahsediyorlar bana. İnanın sayıları azımsanamayacak kadar çok. Oysa Kızılderililerin çok anlamlı bir atasözleri var; “Eğitim, hayatta kesintiye uğramadan devam etmesi gereken süreçtir.”  Ne kadar hoş ve manidar bir söz.. değil mi?

 

Gelişimin en temel yakıtı, olmazsa olmazı, bilgidir. Ama onun da unutulmamasını sağlayan şey ise kitaplardır. Bizleri bu bilgi kaynaklarına doğru bir şekilde yönlendiren, onların doğru anlaşılması için ön ayak olan ve temellerini atansa, eğitimciler.. Haliyle temel sağlam olunca, yapı da daha sağlam oluyor.

 

(Devam Edecek)

 

Not:

Bizimle her daim iletişimde olmak istemez misiniz? Kolay bir yöntemi var: Öncelikle Telegram programını cep telefonunuza indirmeniz, sonra da aşağıdaki linke tıklayarak grubumuza üye olmanız yeterlidir. Ayrıca arkadaşlarınızı da davet edebilirsiniz.

Masa üstü veya dizüstü bilgisayarı kullananalar ayrıca bu versiyonu da kullanabilirler. Büro çalışanları için bu çok rahat kullanım sağlıyor.

https://t.me/joinchat/J-obtEy8xTvMitbdyaIU4g

Grupta görüşmek üzere.. bekliyorum..

  • Makalelerin altına yorum yapmanız bizi sevindirir.
Önceki İçerikGELİŞMEK YA DA ÇÜRÜMEK (1)
Sonraki İçerikGELİŞMEK YA DA ÇÜRÜMEK (3)
1966 yılında Zonguldak’ta doğdu. İlk, ortaokul ve liseyi burada bitirdikten sonra 1997’de Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İşletme Bölümünden mezun oldu. Tahsil hayatının tamamına yakının süresini, aynı zamanda ticari çalışmalarda bulunarak geçirdi. Birçok firmada personel, ara idareci ve idareci olarak görev aldı. Sivil toplum kuruluşlarında çeşitli kademelerde görev aldı. Ticari hayatını sürdürürken, davranış psikolojisi alanında aldığı formel eğitimler aldı. Kendini tanıma, özgüven - motivasyon ve etkili iletişim becerileri alanında eğitimler vermeye başladı. Bu çalışmaları yanında, uzmanlık sahasıyla ilgili makaleler yazıyor. Bazı firmalara performans ve eğitim danışmanlığı yapmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here