Birinin hakkında, duyduğumuz öfke veya kırgınlığımızdan dolayı arkasından atıp tuttuğumuzda neler olduğunu basit bir uygulama ile gözlemleyelim. Birlikte sanal ortamda bir deney yapalım. Elinize iki kalem alın, onları altlı ve üstlü gelecek şekilde kavrayın. Aldınız mı? Şimdi de herhangi bir kâğıda, kızdığınız birinin ismini üste, kendi isminizi de alta yazın. Yine altlı üstlü kaleminizle kâğıda yanaşın ve kızdığınız insanın ismini karalayın…
Görüyorsunuz değil mi? Sizin isminiz de karalanıyor… Çünkü ikinci kalem de bir alt satırı karalayıp durdu simetrik olarak.. İşimiz bitiş, hoşlanmadığımız kişinin ismi okunamayacak kadar karalanmıştır. Ama alt satırda başka birinin ismi de okunamayacak kadar kötü durumdadır artık; kendi isminiz…
Ben buna eğitimlerimde, eleştiride “Çift Kalem Tekniği” diyorum. Gurup seminerlerimde bu konuyu işlerken, yönetici olduğunu söyleyen bir bey; “- Hocam bu durum hep oldu ve olmaya devam edecek. Bunu önleyemeyiz ki!” demişti. Haklı olduğu taraflar var şüphesiz. Ama büyük yangınların küçücük kıvılcımlarda çıktığını unutmamak gerek. Sevmediğimiz bir davranış sergileyen kişiyi başkasına çekiştirince, aslında kendimizi kötülediğimizi de bilmeliyiz. Böyle bir mevzu (konu) geçecekse bile, sadece olayı objektif üslupla anlatmalı, şahsın kişiliğine yönelik karalama yapmamalıyız. Zaten bizim açıklamalarımızdan sonra, dinleyenin kanaati olacaktır.

Özellikle siz yöneticiler: Kesinlikle birilerini karalamaya gelenlere; “-Benim yanıma bunun gibi konular için bir daha gelmenizi kesinlikle istemiyorum.” tarzında muhatabınızı kesin ve net bir şekilde uyarmalısınız.
Bu tavrınız, olumsuzlukların o kurumda yayılmasını önler. Şayet böyle yapmazsanız, adam adama markaj misali her personelin bir ispiyoncusu olur ki, bunun sonu size kadar uzanır. Bir zaman sonra, sizi de başkalarına çekiştirirler. Bu gidiş, altından kalkılamayacak bir hal alır. Orada huzur, ahenk, verimli çalışma kalır mı? Elbette ki kalmaz. Bakın, birçok resmi dairelerde bu durumu gözlemlemek mümkün. İşi olmayanın işi, birilerini çekiştirmektir. Ben bu tür insanlara “seyyar diken” diyorum. Siz onlara bulaşmasanız da onlar sizi gelip bulur. Bu gerçeği tarihin her evresinde görebilirsiniz. Ne yazık ki bu durum inkâr edilemez bir realitedir.
Efendim “- Bize çektirdikleri ne olacak?” diyenleriniz olacaktır şüphesiz. Tabi ki bunları da konuşmak gerek. Ancak, bilinen gerçek şudur; tepki vermek iki türlüdür: Kişiye ya da yapılana.. Bizler bunun ikincisine yönelmeli, konuşup tartışmalı, sonunda da asgari müştereklerde (ortak payda) anlaşmalıyız. Bunda da “altı adım tekniği”ni uygulamamız, adımları atmamız gerek. Dilerseniz ondan da, sonraki makalede bahsederiz.
Gelin ilişkilerimizde duygusal erozyona uğramamak (ya da az uğramak) için Sadi Şirazi’ ye kulak verelim. Diyor ki büyük zat; “İnsanlarla olan münasebetin, ateşle olan münasebetin (ilişkin) gibi olsun; uzak durma donarsın, yakın durma yanarsın.”
(Bitti)
Not:
Bizimle her daim iletişimde olmak istemez misiniz? Kolay bir yöntemi var: Öncelikle Telegram programını cep telefonunuza indirmeniz, sonra da aşağıdaki linke tıklayarak grubumuza üye olmanız yeterlidir. Ayrıca arkadaşlarınızı da davet edebilirsiniz.
Masa üstü veya dizüstü bilgisayarı kullananalar ayrıca bu versiyonu da kullanabilirler. Büro çalışanları için bu çok rahat kullanım sağlıyor.
https://t.me/joinchat/J-obtEy8xTvMitbdyaIU4g
Grupta görüşmek üzere.. bekliyorum..
- Makalelerin altına yorum yapmanız bizi sevindirir.




