Başlığa bakıp ta “hat” ya da “tezhip” sanatıyla ilgili şeylerden bahsedeceğimi düşünenleriniz varsa hemen söyleyeyim, öyle bir niyetim yok. Hem sonra haddim de değil. Çünkü anlamam. İnsanın bilmediğini bilmesi ve bilmediği konulara “biliyormuş” gibi tavırlar sergilemesi hiç hoş değil. Bilmediği konular hakında ahkam kesen, sadece insanlar nazarında gülünç duruma düşer, o kadar.

Hep düşünmüşümdür; insanlar neden birbirini arkasından çekiştirir? Vardığım sonuçlardan birkaçı; tenkit ettiği, eleşttirdiği insanın tepkisinden çekinmesi, karşı eleştiriye maruz kalma korkusu ve çeşitli toplumsal baskılar. Öyle ya, nasılsa karşında değil. İstediğin gibi atıp tut. En ağır suçlamaları yapsan da sana kızacak, cevap verecek kimse yok. Bana öyle geliyor ki, toplumumuzda bu tür insanların sayıları hızla çoğalıyor. Sizlerden gelen mailler, eğitimlerde anlattıklarınız, gözlemlerim bunu destekliyor.

 

Mesela çevremizde para, makam ve bilumum statüsel güçleri elinde bulunduran, yaptırım gücüne sahibi insanları ele alalım. Tarih boyu zayıf ve güçlü kişiler olmuştur ve olmaya devam edeceklerdir. Bu çok normal. Anormal olan şey, bu pozisyonda olan muktedir kişilerin kerameti kendinden menkul davranışlar sergilemeleri. Böyle bir dünyada yaşıyoruz maalesef.

 

Belki çevresindeki insanlar, onlardan korktuklarından veya çekindiklerinden bu kişilere bir şey söyle(ye)miyorlar. Fakat o güç sahibi olan kişi, yanlarından uzaklaştığında “ti” ye almalarını, hatta daha da ileri gidip işi hakarete vardırmalarını şaşkın, üzüntü ve biraz da hayal kırıklığıyla izlemişimdir hep…

Ama yaptırım gücü olanların, mesela bilmediği bir konu için (sırf gücünden kaynaklanan cesaretle) ukalaca tavır sergilemeleri, baskı uygulamaları da hoş değil. Sizce de öyle değil mi? Statü, makam, para gücünü (bu evde anne – baba,  iş yerinde amir-patron, toplumda aydın vs. olabilir) elinde bulunduranlar bilmeliler ki; hiç kimse, her şeyi tam anlamı ile bilemez. Bilenin, bildiğine teveccüh (ilgi göstermek) etmek gerek.

 

Eskilerin orijin ifadesi ile: “marifet, iltifata tabidir. İltifat edilmeyen marifet ise, zayiidir (kayıptır)” Sakın yanlış anlaşılmasın. Her etki gücü olan insan böyledir demek istemiyorum. Bu onlara ağır bir iftira olurdu. Demek istediğim odur ki; diğerlerine göre onların sayısının az olması, her insaf sahibi kişi gibi beni son derece üzmektedir. Umarım sayıları her geçen gün artar. Toplum olarak, gücünü faydalı işler için harcayan bu insanlara o kadar çok ihtiyacımız var ki…

Bu uzun girişten sonra asıl mevzuya (konuya) temas edelim artık. Bazılarımız, hoşlanmadığımız kimseleri (özellikle güç yettiremediklerimizi) gıyabında eleştiri bombardımanına tutarız. Hem ne bombardıman.. öyle karalarız ki, sanki onun hiç iyi bir hasleti (güzel huy) yokmuşçasına var gücümüzle.. Tabi bu sadece güç yettiremediğimiz insanlar için olmaz.

 

Aynı şey bazen arkadaşlarımız, tanıdıklarımız için de olur. Yeter ki bizim işimize gelmeyen bir şey yapmış olsunlar. Tüm iyi icraatlarını unutur, sadece aleyhlerinde konuşuruz. Oysa yapılan iyilikler de unutulmamalı. Vefa, sadece Fatih’ te bir semt olmadığını da hatırdan çıkarmamak gerek. Tamam.. kabul, onlar da yapmamaları gerekeni yapmasınlar. Eleştiriye açık olsunlar. Samimi davransınlar ama (eğer hatalı iseler bile) bir yanlış, başka bir yanlışla düzelir mi? Bence düzelmez..

 

 

(Devam Edecek)

 

Not:

Bizimle her daim iletişimde olmak istemez misiniz? Kolay bir yöntemi var: Öncelikle Telegram programını cep telefonunuza indirmeniz, sonra da aşağıdaki linke tıklayarak grubumuza üye olmanız yeterlidir. Ayrıca arkadaşlarınızı da davet edebilirsiniz.

Masa üstü veya dizüstü bilgisayarı kullananalar ayrıca bu versiyonu da kullanabilirler. Büro çalışanları için bu çok rahat kullanım sağlıyor.

https://t.me/joinchat/J-obtEy8xTvMitbdyaIU4g

Grupta görüşmek üzere.. bekliyorum..

  • Makalelerin altına yorum yapmanız bizi sevindirir.

 

Önceki İçerikALTI ADIM (3)
Sonraki İçerikÇİFT KALEM (2)
1966 yılında Zonguldak’ta doğdu. İlk, ortaokul ve liseyi burada bitirdikten sonra 1997’de Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İşletme Bölümünden mezun oldu. Tahsil hayatının tamamına yakının süresini, aynı zamanda ticari çalışmalarda bulunarak geçirdi. Birçok firmada personel, ara idareci ve idareci olarak görev aldı. Sivil toplum kuruluşlarında çeşitli kademelerde görev aldı. Ticari hayatını sürdürürken, davranış psikolojisi alanında aldığı formel eğitimler aldı. Kendini tanıma, özgüven - motivasyon ve etkili iletişim becerileri alanında eğitimler vermeye başladı. Bu çalışmaları yanında, uzmanlık sahasıyla ilgili makaleler yazıyor. Bazı firmalara performans ve eğitim danışmanlığı yapmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here