4. Adım: Sen dilini kullanmamalıyız
Muhatabımıza aramızda olan sorunundan nasıl etkilediğimizi belirtmeliyiz. Ama bunu çoğunlukla yapıldığı gibi suçlar tarzda “sen” dili ile değil, “ben“ dili ile yapmalıyız. Peki,
“sen” dili ile yaptığımız konuşmadan sonra ne oluyor? Karşımızdaki insan da hemen gardını alarak, savunmaya veya duruma göre saldırıya geçiyor. Çünkü kendine bir saldırı hissediyor. Sonuç, tek kelimeyle iki taraf için hüsran.
Örneğin şöyle söyleyebiliriz. “- ……..bey/hanım/evladım vs.; ıslak şemsiyeni ortalık yerde bırakman, beni çok kızdırıyor ve üzüyor. O güne moralim bozuk başlıyorum.” gibi. Şunu da hemen söyleyeyim; her görüşmede bir konuyu, belki onunla bağlantılı bir başka konuyu konuşmalıyız.
Rahmetlik bir akrabam laf dönüp dolaşıp bu mevzulara geldiğinde, “Oğlul; kabahat samurdan kürk olsa, kimse onu üstüne almaz.” Dolayısı ile tüm olumsuzlukları gündeme almanın. Kimse ithamdan, suçlanmaktan hoşlanmaz. Çünkü karşı tarafa ağır gelir. Bir anlamı var mı sizce? Bence zamana yaymak en isabetli olanıdır.. ne dersiniz?

5. Adım: Soruna çözüm önermeliyiz
Sorunun çözümü için nasıl bir yöntem belirleyeceğimizi karşı tarafa ifade etmeliyiz. Etmeliyiz ama yine “ben” dili ile yapmalıyız.. Şu bir kuraldır dostlar; “sen” dili, sadece “duygudaşlık kurmada” kullanılır. Ama bu empatik adımları atan kişinin ya karşı tarafça kabul gören bir kişiliği olmalı yâda kamuoyunca bu konuda otoriteye sahip, ehliyetli biri olmalıdır. Yani bizden bir tavsiye isteyene kullanılabilir. İyisi mi biz “ben” dinli kullanalım. Riske girmeye gerek yok.
Konumuza dönecek olursak, ben dili ile yapılacakları muhatabımıza iletirsek, mesela şöyle dersek; “…………..; şemsiyen ıslakken onu (neresi en uygun ise) ……ya koymanı arzu ediyorum. Böyle olması ikimiz içinde sorunu çözer.” Şöyle bir arkanıza yaslanın ve hayal edin.. eminim olumlu havayı hissediyorsunuzdur.
Aramızda üst makamlarda olan amirler, konumları gereği bunu uygulamanın, astlarınca suistimallere yol açacağını düşünebilirler. Efendim; her uygulamanın (olumlu olsa bile) dozu ve zamanlamasının dikkatle takibi önemli olduğunu söylemeliyim. Ancak, kim ne konumda olursa olsun şunu unutmamalı; insan, insan olduğundan dolayı değerlidir. Yani öncelikle siz ve astınız insansınız. Yetkileriniz tıpkı bir kostümdür. İş anlamındaki iradeniz sizi daha kıymetli yapmaz. Sadece sorumluluklarınız gereği bu titriniz var.

Her zaman eğitimlerimde ifade ettiğim bir sloganım var; “Değer veren, değer görür. Gayrisi (bunun dışındakiler) görüntüdür.” Bu durum, yaşamın her alanı için geçerli ve değişmez bir kuraldır. İster ana baba, iş yeri, toplumsal bir statü, isterse kamunun her kesimindeki idari pozisyon olsun, bu kural ve sonuçları değişmez.
Bazı insanlar, çekinildiğinden (sanki değer veriyormuş gibi) davranışlar sergilenir. Sevgili anne- babalar; lütfen her şeyi yapma hakkımız olduğu kanaatine kapılmayalım.. sakın! Bu bize yaratıcı tarafından verilen (sorumluluklarımız çerçevesinde) bir statüdür. Hepsi bu. Unvanımızdan güç alarak bunu kişisel egomuzu kullanma hakkımız yok. Kaldı ki hepimiz, gerçek saygı görmemizin kendi olgun kişiliğimizden kaynaklandığı gerçeğini unutmamalıyız. Bu konuya (sevgi – korku disiplini) başka bir yazımızda etraflıca değiniriz.

6. Adım: İçtenlikle teşekkür etmeliyiz
içtenlikle ve samimiyetle teşekkür etmeliyiz. Duruma göre de iltifatlarımızı esirgememeliyiz. Bu, yarayı pansuman edip temizledikten sonra sarmak gibidir. Ve insanlara verilen en güzel ödüldür. Senelerce bunun tadı unutulmaz. İnsana verdiği mutluluk ve hazzın izahını yapmak için hiçbir lisan yetmez. Mevlana ne güzel diyor; “Dil, gönlü yüzdüren gemidir.” Tabi bu söz, kabul edenlerimize ve uygulayanlarımıza vereceği faydanın daha çok olduğunu da kabul etmemiz şartıyla.
İşte dostlar; yukarıda bahsettiğimiz “altı adım”, hayatımızdaki tüm sorunlarımızı çözmek için kullanabileceğimiz faydalı bir yöntemdir. Kim daha az gerilimli bir yaşam sürmeyi istemez? Zaten bildiğim kadarı ile başka bir usulle problemleri çözmek de mümkün görünmüyor. En azında ben bilmiyorum.
Bu altı adım prensibinin, kronik sorunlarımızı bıçakla keser gibi tamamen sıfırlamayacağını kabul ediyorum. Ama sürekli uygulama ile performansımızın yavaş yavaş geliştirerek tahammül sınırlarında tutabileceğimizi size vadediyorum,

Neden zamanla performansımızın gelişeceğini sorabilirsiniz. Bilirsiniz.. alet ve malzeme, şartlar aynı olsa bile, ilk denemede hiçbir deneyim profesyonelleşmez. Bilmediğimiz ve hiç yapmadığımız bir işi, ustası gibi hemen ustaca yapamayacağımız hepimizin malumudur. Umarım anlaşılır olmuşumdur.
(Bitti)
Not:
Bizimle her daim iletişimde olmak istemez misiniz? Kolay bir yöntemi var: Öncelikle Telegram programını cep telefonunuza indirmeniz, sonra da aşağıdaki linke tıklayarak grubumuza üye olmanız yeterlidir. Ayrıca arkadaşlarınızı da davet edebilirsiniz.
Masa üstü veya dizüstü bilgisayarı kullananalar ayrıca bu versiyonu da kullanabilirler. Büro çalışanları için bu çok rahat kullanım sağlıyor.
https://t.me/joinchat/J-obtEy8xTvMitbdyaIU4g
Grupta görüşmek üzere.. bekliyorum..
- Makalelerin altına yorum yapmanız bizi sevindirir.




