Seminerlerimden birinde bu konuyu anlatırken düşünceli bir hanım dikkatimi çekti. Konuşmayı bırakıp, bir süre ona baktım. Bunu fark edince, ona neden çok düşünceli olduğunu sordum. “ -Hocam bunları anlatmasına anlatıyorsunuz da, neden sorunsuz bir dünya kuramıyoruz ki? Sorunlarla beraber yaşamak zorunda mıyız?” diye sorduğunda kendisine; “- İyi ki sorunlar var. Yoksa yaşamak dayanılmaz olurdu” dedim.

Peki, işin can sıkıcı yanı nedir? Bana kalırsa asıl sorun, Kış günü evimizde bizi ısıtacak bir sobanın olamaması gibi, bazılarımızın sorunları medeni bir şekilde halletme becerisinden biraz mahrum olmasıdır. Bana öyle geliyor ki bu becerimizi güçlendirirsek, oldukça kaliteli bir yaşamımızın önünde ne tür engel kalabilir ki?
Sıklıkla verdiğim 10/90 kuralımız var. Özeti şudur; hayatımızın % 10’u bizim dışımızda oluşan şeylerden oluşur. Ama geri kalan %90’lık kısmında, takındığımız tutumla bunu lehimize veya aleyhimize çevirerek istediğimiz sonuca ulaşırız. Bu bizim elimizde.
Misal mi istiyorsunuz? Allah esirgesin, diyelim ki yeni aldığınız arabanızla kırmızı ışıkta dururken, arkadan bir araç size hızla çarptı. Hasar büyüktür. Çok kurku yaşadınız. Şoku atlattıktan sonra hışımla arabadan indiniz. Arkadaki araçtaki şoförü paylayacak, beklide dövüşecek sizin. Kesinlikle olumsuz bir diyalog olacak. Ama bir de baktınız ki, adam
direksiyona yığılmış. Ufak bir kontrolden sonra kalp krizi geçirdiğini anladınız. Takındığınız tavır yine aynı olur mu? Elbette olmaz. Ruh sağlığı yerinde her insanın başka duyguları depreşir; merhamet. Peki, sorarım size, arabadaki hasar ortadan kalktı mı? Tabiî ki hayır. Değişen şey, sizin belirlediğiniz farklı bir tutum seçmeniz. Bunu çeşitli örneklerle siz de çoğaltabilirsiniz.
2. Adım: Ona övgüde bulunmalıyız
Randevuyu halledip görüşmek için buluştuğumuzda ikinci adımı da atmalıyız; konuşmaya iltifatla (övgü) başlamalıyız. Bir seminerimde katılımcı bey “- Hocam zaten onunla problemim var. O an ben karşımdakini (varsa bile) motive edici özelliğini bulamam. Hiç kusura bakma!.” demişti. Oysa her insanın övülecek bir davranışı mutlaka vardır. Yeter ki onu görmeye çalışalım.
Hem, kimse olumsuz davranışlarını konuşarak olumlu diyalog sağladığına ben şahit olmadım. Belki, çekindiğinden ikna olur. Ama uzlaşıp, hem fikir olmazlar. Bu konuda Prof. Dr. Oğuz Türkkan hocanın “İkna ve uzlaşma sanatı” kitabını okumanızı tavsiye ederim. Mesela buna “- ne kadar zevkli giyiniyorsun.” yâda “- araba garajını gördüm. Çok güzel tasarlamışsın.” örneklerini verebiliriz. Bu onun gönlünde hoş duyguların oluşmasına yol açar.

3. Adım: Sorunu yorumsuz dile getirmeliyiz
Aramızda geçen olumsuzlukları, “haber spikeri” tarzıyla ifade etmeliyiz. Yani işin içine duygularımızı katmadan. Bunu, aramızdaki sorunumuzun cereyan edişini sadece haber verirmişçesine yapmalıyız. Faraza muhal; “-toplantılarda bana yaptığın eleştirilerden sonra, ortam geriliyor ve asıl konumuzun dışına çıkıyoruz.” gibi. Ama sesimizi iyi ayarlamamız gerektiğini unutmamalıyız. Ne kadar alınıp, kızsak da bunu hissettirmeden konuşmalıyız. Biliyorum, bu yer yer insanı zorlar. Eğitimlerimde kullandığım, tam da bu konuya uyan bir sloganımı sizinle paylaşmak isterim; “uzun vadeli rahat için, kısa vadeli sıkıntıya katlanmak gerek.”
(Devam Edecek)
Not:
Bizimle her daim iletişimde olmak istemez misiniz? Kolay bir yöntemi var: Öncelikle Telegram programını cep telefonunuza indirmeniz, sonra da aşağıdaki linke tıklayarak grubumuza üye olmanız yeterlidir. Ayrıca arkadaşlarınızı da davet edebilirsiniz.
Masa üstü veya dizüstü bilgisayarı kullananalar ayrıca bu versiyonu da kullanabilirler. Büro çalışanları için bu çok rahat kullanım sağlıyor.
https://t.me/joinchat/J-obtEy8xTvMitbdyaIU4g
Grupta görüşmek üzere.. bekliyorum..
- Makalelerin altına yorum yapmanız bizi sevindirir.





Hocam ya bana çok ütopik geliyor bu tarz yazıla r çünkü iyi bakmak iyi olmak için iyi olmak lazım her şey kötüyse nasıl iyi olalım nasıl güzel görelim.
Merhabalar Aysel Hanım.. tarihin hiç bir döneminde iyiler ve iyilikler tamamen yok olmaz. Azalır, çoğalır. Gelişimi çevremizden değil, kendimizden başlatmalıyız. Sorunuzun tam cevabı,buradaki makalelerin tamamında gizli.. sabırla diğerlerini okuyunuz.