— Dinleyen kişiye olan mesafemizi ayarlamalıyız.  Söz gelimi; bire bir konuşuyorsak, mesafenin ortalama minimum 40 cm, maksimum 80 cm arasında olmasına dikkat etmeliyiz. Çünkü daha fazla mesafe, etkileme gücümüzü azaltır. Küçük gruplarda aramızdaki diyaloglarımızda 250 cm mesafeyi aşmamaya dikkat etmeliyiz.

Özellikle kritik konularda etki gücümüzün azalmaması için bu çok önemlidir. Bununla birlikte Açık hava mitinglerinde, konferans ve panel gibi aktivitelerde bunu sağlamak imkânsızdır. Böyle bir ortamda konuşma yapmamız gerekirse, sesimizin tonu birebir veya küçük topluluklara oranla daha abartılı olmalıdır. Bunlar için aşağıdaki bazı kurallar bize yardımcı olacaktır.

Grup eğitimlerimize katılan iş adamı, siyasetçi ve sosyal yaşamı aktif olan katılımcılar, bunun farkını çok çarpıcı bir şekilde bizimle paylaşıyorlar. Seyyid Razi’nin Değerli Eseri “Nehc’ülBelağa”  Hazreti Ali (S.a.v.)’in toplum önünde yaptığı tüm konuşmaları içeren bu değerli eseri hepinize tavsiye ediyorum. Müthiş bir eser. Bunu tüm dünya kabul ediyor. Kitabın belli bölümleri internet ortamında tatmin edici yazılar olmakla beraber, kitabını almanız ve başucunuzda saklamanız daha doğru olacaktır. Bilgi alma açısından yazılı vesikaların yerini hiçbir şey tutamaz, tutamayacaktır. Çünkü onunla aranızda duygusal bir bağ kurarsınız. Sahip olma duygusu önemli bir histir.

 

— Göz teması kurmalıyız. Bizi dinleyenlerin göz bebeklerinin içine bakmalıyız. Bu konuşmacıyla ilgilendiğimizin en belirgin işaretidir. Dinleyenleri motive etmekte son derece etkilidir. İnsanlar kulakları ile dinler ama dinlediğinizi sizin bakışlarınızdan anlar. Ancak bunda aşırıya kaçmamaya (özellikle karşı cinse) dikkat etmeliyiz. Topluluğa karşı konuşmada birçok kişiye bakışımızı yönlendirmeliyiz. Bu iletişimimiz için nefes almak kadar önemlidir. Kim kendisiyle konuşanın dağa bayıra, tavana bakmasından hoşlanır?

 

— Sempatik ve dostça davranmalıyız. Ancak; davranışlarımızda yapmacık ve aşırıya kaçmamalıyız. Mark Twain “Kişi, insanları kalbiyle anlar, gözleri ya da zekâsı ile değil.” Diyerek, duyguların önemine işaret ediyor. Her zaman sizlerle paylaştığım sloganım var; “Değer veren, değer görür. Gayrisi (başkası) görüntüdür.”

Gerçekten de hakiki sevgi ve saygı, menfaatler bittiğinde bile devam eden sevgidir.  Çoğu kere menfaatler çakıştığında dahi fedakârlık yapabilme gücünü içinde barındıran duygudur. Ötesi, çıkar ilişkisine veya korkudan kaynaklanan yapay davranıştır. Bilgi ve beceri için eğitime ihtiyacı vardır. Ama gönlün böyle bir şeye ihtiyacı yoktur.. asla! Hissiyatlarımız, doğuştan gelen kazanımlarımızdır. Yaşantımız, tecrübelerimiz sadece onları güçlendirir.

 

(Devam Edecek)

 

Not:

Bizimle her daim iletişimde olmak istemez misiniz? Çok basit bir yöntemi var: Öncelikle Telegram programını cep telefonunuza indirmeniz, sonra da aşağıdaki linke tıklayarak grubumuza üye olmanız yeterlidir. Ayrıca arkadaşlarınızı da davet edebilirsiniz.

Masa üstü veya dizüstü bilgisayarı kullananalar ayrıca bu versiyonu da kullanabilirler. Büro çalışanları için bu çok rahat kullanım sağlıyor.

https://t.me/joinchat/Mx8-YEy8xTuLUISTykoMfw

Grupta görüşmek üzere.. bekliyorum..

Önceki İçerikANLATMAK MI ANLAŞILMAK MI (2)
Sonraki İçerikONUR YA DA GURUR
1966 yılında Zonguldak’ta doğdu. İlk, ortaokul ve liseyi burada bitirdikten sonra 1997’de Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İşletme Bölümünden mezun oldu. Tahsil hayatının tamamına yakının süresini, aynı zamanda ticari çalışmalarda bulunarak geçirdi. Birçok firmada personel, ara idareci ve idareci olarak görev aldı. Sivil toplum kuruluşlarında çeşitli kademelerde görev aldı. Ticari hayatını sürdürürken, davranış psikolojisi alanında aldığı formel eğitimler aldı. Kendini tanıma, özgüven - motivasyon ve etkili iletişim becerileri alanında eğitimler vermeye başladı. Bu çalışmaları yanında, uzmanlık sahasıyla ilgili makaleler yazıyor. Bazı firmalara performans ve eğitim danışmanlığı yapmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here