Dinlerken ve konuşurken dikkat etmemiz gereken temel prensipler arasında bir kısmının aynı olması sakın sizi şaşırtmasın. Yapmamız gereken şey, bu iki farklı durumda rol değişikliğimizin bilincinde olmamızdır. Yani birinde o kuralları dinlerken kullanacağız,
diğerinde ise konuşurken işimize yarayacaklar.
Hatırlarsanız, iletişimin ana paydalarını konuştuğumuz yazımızda 2. büyük payda olarak “üslup” tan bahsetmiştik. Bildiğiniz gibi üslup, söyleyiş tarzıdır. Konuşurken; telaffuzumuza, vurgulamamıza, tonlamamıza, tempomuza, dinamizmimize, duraklara dikkat etmeliyiz. En az onlar kadar önemli olan başka bir şey ise konuşmamızla beden dilimizi uyumlu hale getirmektir. Bunun ayrıntılarına girmeyeceğim. Başka bir makalede buna etraflıca, tafsilatlı olarak açıklama fırsatı bulacağız.
Şimdi gelelim konuşurken nelere özen göstereceklerimize;
— Etkili kişilik ve görünüşümüz olmalıdır. Kılık-kıyafetimizin temiz, bakımlı, günün icap ve örflerine uygun ve aşırıya kaçmayan tarzda olmalıdır. Bununla birlikte, özgüven şarttır. Beden dili olarak yapmamız gerekenleri daha önceki yazılarda sizlerle paylaştık. Aşağıda diğer faktörlerine değineceğiz. Hepimizin içinde topluk önünde konuşma fobisi vardır ve
normaldir. Eğitimlerimde sıklıkla kullandığım bir slogan geliştirdim; “Korku, korkaktır. Üzerine gittikçe kaçar. Aksi olursa, siz korkar ve kaçarsınız.”
İlk verdiğim eğitimi hatırlıyorum da.. dizlerimin bağı çözülmüştü. Artık her şeyin bittiği, yer yarılıp içine giresim geldiği o dayanılmaz heyecan.. korku.. ama 15 – 20 dakika direndikten sonra rahatladım. Sonra ne mi oldu? Elbette her şey yoluna girdi. Şimdilerde fırsat doğsa, dünya televizyonlarının canlı bağlandığı dev bir organizasyonda sunum yapmak benim için çok zor değil. Hatta şöyle söyleyeyim, benim için çok eğlenceli bile olur. Bunu yapmak sanıldığı kara üstün bir yetenek gerektirmiyor. Sadece öğrendiklerimizi sabır ve kararlılıkla uygulamamız yeterli. İnanın bana!
Şu meşhur Marcus Cicero’yu bilirsin. Roma
senatosunda herkesin korkulu rüyası Çiçero, aslında bir kekemeydi. Değil senato, kendi derdini bile izahtan uzak, sıkılgan biriydi. Yaptığı birtakım uğraşlardan sonra meşhur oldu. Sorarım size kaçınız kekeme?
— Gülümsememize özen göstermeliyiz. Hadis-i şerifte bahsedildiği gibi, aynı zamanda sadakadır. Biri için hiçbir şey yapamıyorsak bile, samimi, içten bir tebessüm ile bakmamız çok önemli duygusal destektir. Dale Carnegie “ İnsanları etkilemek için en önemli araç, “gülümsemek” tir.” diyor. Gerçekten de gülümsemek, insanlığın elindeki en güçlü iletişim tılsımıdır. Rivayet odur ki, somurtmak için 114, gülümsemek içinse sadece 11 yüz kasımızı harekete geçirmeye gereksinim duyarız. Sizce hangisi zor?

— Duruşumuza dikkat etmeliyiz. Vücudumuzun ‘güvenli duruş’ pozisyonunda olması, bizi cesaretli ve kendinden emin gösterir. Biliyorsunuz, daha önce söylemiştik; insanlar arası ilişkilerin % 60’ı, beden dilidir. Eğitimlerimde sıklıkla karşılaştığım hata, “ukala” ve “güvenli” tutumlarının birbirine karıştırıyor olmasıdır. Birçok eğitim sürecinde buna şahit olmuşumdur. Oysa iki tutum, birbirinden çok farklıdır. Tıpkı “gurur” ile “onur”un arasındaki fark gibi. Atalarımız ne güzel söylemiş: “ Olgun insan odur ki; ne kimseyi incite, ne kimseden incine” Diğer ayrıntılar için beden dili yazımızı inceleyebilir.
(devam edecek)
Not:
Bizimle her daim iletişimde olmak istemez misiniz? Çok basit bir yöntemi var: Öncelikle Telegram programını cep telefonunuza indirmeniz, sonra da aşağıdaki linke tıklayarak grubumuza üye olmanız yeterlidir. Ayrıca arkadaşlarınızı da davet edebilirsiniz.
Masa üstü veya dizüstü bilgisayarı kullananalar ayrıca bu versiyonu da kullanabilirler. Büro çalışanları için bu çok rahat kullanım sağlıyor.
https://t.me/joinchat/Mx8-YEy8xTuLUISTykoMfw
Grupta görüşmek üzere.. bekliyorum..





Aynen katılıyorum kaleminize ve dilinize kuvvet bu anlattıklarınızı hayatımın her safhasında tatbik ettim ve ediyorum ayrıca sizi tebrik ediyorum