Sanayileşme hareketi ülkemizde hızlı göçü, farklı yaşam tarzı olan insanların aniden bir araya gelmesine, bu da insanların intibak (uyum) zorlukları çekmesine sebep oldu. Mesela bu anlamda son 35 yılda #İstanbul’ un başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmedi. Taşradan buraya göç eden insanlar, yaşam alanlarında doğal olarak daralmalara sebep oldular. Bu onların kabahati olmasa da, sonucu değiştirmiyor.

Bir örnek vermek gerekirse; tramvaya bindiniz, koltuklar bomboş. Her duraktan binen yolcularla vagon hınca hınç doldu. Neler hissedersiniz? Normal şartlarda asla bu kadar yakın durmayacağınız insanlar tam da burnunuzun dibinde. Hoşlanmazsınız değil mi? Oysa sonradan binenlerin ne kabahati var. Aslında herkes biliyor ki, bu bir mecburiyet. Üstüne üstlük bir de yanlışlıkla ayağına bassalar, seyreyleyin siz şenliği.. Buna benzer örneklerle karşılaşmıyor musunuz? Ne yalan söyleyeyim ben çokça karşılaşıyorum.

 

Bu gibi durumlarda kendime evden çıkarken telkinde bulunurum; şimdi bineceğin vapur, bu saatlerde balık istifidir. Çok sıkışık bir şekilde #yolculuk yapabilirsin. Hatta alkollü bir adamın yanına da düşebilir, o hoş (!) kokuları teneffüs edebilirsin. Ama buna (mesela yarım saat, bir saat) katlanmak zorundasın. Çantasını düzelten bir bey, yanlışlıkla sana dirsek atabilir. Buna hazırlıklı ol. Vasıtayı kullandıktan sonra çok az bir olumsuz duygu yüklenirim. Çünkü kendimi hazırlamışımdır. Ama bu telkini yapmamışsam herkes gibi olumsuz duygular beni kaplamaya başlar. İçimde biriken olumsuz duyguları gidermek için, vardığım yerde tanıdıklarımla selamlaşmam, bazen latife (şaka) yapmam yeterli olur. Yetmedi mi, bir dostumu arar kısa bir sohbet ederim. Denemeyenler için tavsiye ediyorum.. yapın bunu. Garanti veriyorum, işe yarıyor. Çünkü stres denen şey; basit bir ifadeyle psikolojik olarak gerilmektir. Gerilen bir cisim ne olur? Dolayısıyla deşarj olmak gerekiyor.

Başkaca neler olabilir? Özellikle çalışma hayatında yetişmesi için zamanla yarıştığımız işler, çakışan öncelikler, almanız gereken desteğin az olması, ast üst ilişkilerindeki uyuşmazlıklar, yeterince açık olmayan beklentiler ve hedefler, #başarısızlık kaygısı. Bu örnekleri, ihtimalleri siz artırabilirsiniz. Sizce bundan kurtulma şansı var mı?

 

Meşhur hikâyedir; Adamın birini aslan kovalar. Can havli ile kim koşmaz!? Kan ter içinde bir uçurumun kenarına kadar gelir. Aslan atılır avını yemek için. Dengesini kaybeden adam uçuruma yuvarlanacakken, son anda tek eli ile bir dala tutmayı başarır. Aşağıya baktığında uçurumun dehşet veren yüksekliğini ile ürperir. Ama içini katmerli olarak ürperten başka şeyler de vardır. Hemen ayağının altında zıplayarak onu yakalamak isteyen bir ayı ve avını elinden kaçırdığı için iyice öfkelenerek, aşağıya doğru öldürücü pençeler sallayan bir aslan. Bu da yetmezmiş gibi, tutunduğu dalı kemiren bir çift yaban domuzu… Tam da bu arada bu arada burun hizasındaki mis gibi kokan yaban çileklerini fark eder. Boşta olan diğer eliyle çileklere uzanır. Onları çiğnerken damağına yayılan lezzetin verdiği keyifle yüzüne tatlı bir gülümseme  yayılır “- hımmm.. çok nefis bir tadı var” diye mırıldanır.

Aramızda bu kadar olumsuzluğu bir arada yaşayanımız var mı? Şayet varsa, bu hikâyedeki adamı en iyi o anlayabilir. Bu çok zor bir ihtimal olmasına rağmen, hikâyedeki kahramanımızın yaklaşım tarzı dikkatinizi çekmiştir; bunalımdan kurtulmak için, olumlu olan şeylere odaklanarak çözüme daha rahat gitmek. Yani ateş altında sakin kalabilmek… Ne güzel söylemiş büyük üstad Said- i Nursi; “Güzel bakan, güzel düşünür. Güzel düşünen hayattan lezzet alır.”

 

Sizlere en başında, yazı serimize başlarken bir şey söylemiştim; “ Stresi yerden yere vurduktan sonra biraz da onun avukatlığını yapayım. İnsan başarısındaki katkısını göz ardı etmemek gerek. Bazılarınızın “nasıl yani?” dediğini duyar gibiyim.” Hatırladınız mı? Merak etmeyin, ben sözümü unutmadım. Bundan sonraki yazım, işte bu faydalı stres üzerine olacak. Ama biraz sabır… Bu arada bana ulaşan kalemi güçlü arkadaşların yazıları elimde. Hele bazılarınızın yazısı muhteşem olmuş. Ellerinize sağlık. İzinlerini alarak, yaşanmış hayat hikâyelerini eğitimlerimde kullanmak isterim.

Her şeyin gönlünüzce olması mümkün değil. Sabırla devam edin, işler iyiye gidecek. Hiç şüpheniz olmasın. Yaşadıklarınıza, gönlünüzü rahatlatacak tepki gücünüzün (hüsnü zan) olmasını yüce yaratandan diliyorum. Hepinize sağlıklı, huzur dolu bir hafta diliyorum. Umut ve sevgiyle…

(Devam Edecek)

Not:

Bizimle her daim iletişimde olmak istemez misiniz? Kolay bir yöntemi var: Öncelikle Telegram programını cep telefonunuza indirmeniz, sonra da aşağıdaki linke tıklayarak grubumuza üye olmanız yeterlidir. Ayrıca arkadaşlarınızı da davet edebilirsiniz.

Masa üstü veya dizüstü bilgisayarı kullananalar ayrıca bu versiyonu da kullanabilirler. Büro çalışanları için bu çok rahat kullanım sağlıyor.

https://t.me/joinchat/Mx8-YEy8xTuLUISTykoMfw

Grupta görüşmek üzere.. bekliyorum..

  • Makalelerin altına yorum yapmanız bizi sevindirir.
Önceki İçerikSTRES YÖNETİMİ – 9
Sonraki İçerikSTRES YÖNETİMİ – 11
1966 yılında Zonguldak’ta doğdu. İlk, ortaokul ve liseyi burada bitirdikten sonra 1997’de Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İşletme Bölümünden mezun oldu. Tahsil hayatının tamamına yakının süresini, aynı zamanda ticari çalışmalarda bulunarak geçirdi. Birçok firmada personel, ara idareci ve idareci olarak görev aldı. Sivil toplum kuruluşlarında çeşitli kademelerde görev aldı. Ticari hayatını sürdürürken, davranış psikolojisi alanında aldığı formel eğitimler aldı. Kendini tanıma, özgüven - motivasyon ve etkili iletişim becerileri alanında eğitimler vermeye başladı. Bu çalışmaları yanında, uzmanlık sahasıyla ilgili makaleler yazıyor. Bazı firmalara performans ve eğitim danışmanlığı yapmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here