Geçmiş yazılarımda dedemden öğrendiğim bir tekerleme misali “özdeyiş”i yeniden yazmak istiyorum:

Ben yiyeyim, sen yeme

 Ben diyeyim, sen deme

 Ben iyi, sen fena”

 

Şimdi içinizde neden bunu yazdığımı merak edenleriniz vardır. Şunun için: Özellikle önemli konumda, seçkin makamda olanlar unutmamalıdırlar ki; Allah, insan olarak herkesi eşit yarattı. Üstünlüğünü de ibadetlerine göre kendisi takdir edecek. Bunun takdiri bizlere değil, kendine aittir.

 

Bir ilahiyatçı dostumdan dinlemiştim; dedi ki, her insan elinde bulundurduğu güç kudret nispetinde hesaba çekilecektir. Ne kadar yetki ve gücü varsa, hesabı o kadar zordur. Ama elindeki bu gücü iyi şekilde kullanır, insanların hayatını kolaylaştırırsa, o derecede de avantajlıdır. Bu durum bana ticaretteki “risk ve kâr” oranının aynı paralelde azalıp çoğaldığı gerçeğini hatırlattı.

 

Birçok filozof, hak verilmediğimden değil, anlaşılmamaktan yakınıyor. Maalesef tarihte cereyan eden bu taassup, hala devam ediyor. Hangi alanda mı? Her alanda.. toplumun bir çok kesiminde. Çocukken dedemden öğrendiğim bu tekerleme işte bunu özetliyor. İlahiyatçıların “nefs” modern psikolojinin “ego” dedikleri şey..  Ben her şeye sahip olayım, sen olmasan da olur. Ben konuşmalıyım. Sen ne bilirsin ki? Otur oturduğun yerde! Ben en önemli insanım. Sen mi? Ehh.. Allahın yarattığı bir canlısın.. Fazlasını düşünme! Bana mutlak itaat et, yaptıklarıma itiraz etme. İşte o zaman, benim için belki iyi insan olabilirsin.

 

Sorarım size. Bunu hangi insan kabul edebilir? Her insan değerlidir. Her insan önemlidir. Hepimizin bilgi ve becerisi farklıdır. Her birimizde farklı cevher vardır. Bunu sadece gören, görmek isteyen gözler fark eder. Peki, bunu nasıl fark edeceğiz? Dinleyerek. Sadece dikkatli, önyargısız dinleyerek. Kuşkusuz her dinlediğimiz konuyu kabul etme gibi bir zorunluluğumuz yok.

Dinlediğimiz kişileri sevmek zorunda da (en azından çok fazla) değiliz. Ama saygılı olmak, onlara saygı duymak bizim için bir zorunluluktur. Eğer sosyal bir insan olmak istiyorsak, bu böyledir. Şahsen bildiklerim, gözlemlediklerim, binlerce insanla verdiğim eğitimler süresince paylaştıklarım bana bunu gösterdi.

 

Buna tüm benliğimle, hücrelerime kadar inanıyorum. Hangi dünya görüşünde, yaşam tarzında olursa olsun, bir insanın fikirleri tamamen yanlış olması mümkün değildir. Bunu hepimiz kolaylıkla anlayabiliriz.

Ama öncelikle yapmamız gereken şey, konuşanı “aktif” bir şekilde dinlemek. Fikre itiraz hakkımız vardır. Ama kişiliğe karşı aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Şahsen birçok konuda ayrıştığım, fakat kişisel olarak oldukça sıkı arkadaşlarım, dostlarım var. Çünkü düşünce ve şahsiyet farklı şeylerdir. Şunu söylemiyorum: Bir kişiyle ne olursa olsun samimi diyaloglar geliştirilmelidir. Yok yok.. bunu kastetmiyorum. Sıkı ilişkilere, hasbi dostluklarda temel prensipler var:

Adalet

Merhamet

Tertemiz vicdan

Emanete özel hassasiyet

Kibirden arî olmak

Aklıma ilk gelen ilkeler bunlar.. o ilkeler ki, bir insanı insan yapan en temel prensiplerdir. İlerleyen yazılarımda her bireyin sosyal çevresiyle diyalogda tanıdıklarını 4 farklı halkada değerlendirmesi ve ona göre ilişkilerini sürdürmesi üzerine yazacaklarım var. Vakti saati gelince bu konuya değiniriz.

 

 

(Devam Edecek)

Not:

Bizimle her daim iletişimde olmak istemez misiniz? Çok basit bir yöntemi var: Öncelikle Telegram programını cep telefonunuza indirmeniz, sonra da aşağıdaki linke tıklayarak grubumuza üye olmanız yeterlidir. Ayrıca arkadaşlarınızı da davet edebilirsiniz.

Masa üstü veya dizüstü bilgisayarı kullananalar ayrıca bu versiyonu da kullanabilirler. Büro çalışanları için bu çok rahat kullanım sağlıyor.

https://t.me/joinchat/J-obtEy8xTvMitbdyaIU4g

Grupta görüşmek üzere.. bekliyorum..

  • Makalelerin altına yorum yapmanız bizi sevindirir.
Önceki İçerikGünün Mana ve Önemine Dair Düşüncelerim
Sonraki İçerikNE DİYORSUN DOSTUM? (7)
1966 yılında Zonguldak’ta doğdu. İlk, ortaokul ve liseyi burada bitirdikten sonra 1997’de Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İşletme Bölümünden mezun oldu. Tahsil hayatının tamamına yakının süresini, aynı zamanda ticari çalışmalarda bulunarak geçirdi. Birçok firmada personel, ara idareci ve idareci olarak görev aldı. Sivil toplum kuruluşlarında çeşitli kademelerde görev aldı. Ticari hayatını sürdürürken, davranış psikolojisi alanında aldığı formel eğitimler aldı. Kendini tanıma, özgüven - motivasyon ve etkili iletişim becerileri alanında eğitimler vermeye başladı. Bu çalışmaları yanında, uzmanlık sahasıyla ilgili makaleler yazıyor. Bazı firmalara performans ve eğitim danışmanlığı yapmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here