Bu zor günlerimizde evlerimize kapanmış, tehlikenin geçmesini beklerken ev ortamında zaman zaman tatsız diyaloglar yaşanıyor aramızda.

 

Oysa evlerde oturmak yerine, hastane odalarında bekliyor olabilirdik.. yakınlarımız için koridora dahi alınmaksızın evlerimizde onlar için endişe içinde dakikalarımızın sene, saatlerimizin bir ömür gibi uzun hissettirdiği sıkıntılı bekleyiş!

 

Ne demek istiyorum? Ailemizin kıymeti bilelim.. İnsanın yaratanından sonra eenn büyük sığınağı, eenn güçlü “emniyetli kalesi” ailesidir.

 

Şimdi neden bunu sabah sabah özellikle altını kalın çizgilerle çizme ihtiyacı duydum.. sizlerden gelen özel e mail, mesaj ve telefon görüşmelerinden sonra kendimi bu satırları yazarken buldum.

Şu an itibarıyla 4 arkadaşımın yakınları hastanede, komada yatıyor. Şimdi.. şu an yanınızdaki kardeşinize, çocuğunuza, eşinize sımmsıkı sarılın.. gülümseyerek onu ne kadar sevdiğinizi söyleyin. Bir arada olmanın değil, adeta hapis hayatı yaşamanın verdiği gerilimin sorumlusu onlar değil.. bilin. Ne diyor Mevlana: “sevgi olmasaydı dünya donardı”

Böyle anlarda hoşgörü düğmemizi ve sevgi musluğumuzu sonuna kadar açalım.. evdekilerin bir durumuna öfkelendiysek eğer, onu “ya hastanede olsaydı” diye düşünelim bir an.. olmaz mı?

Bu günler de geçecek.. ancak tahtaya çalılan çiviyi söksekte izi kalır.. kırıcı olmayalım. Mizah yönü çok  güçlü milletiz. Tepkimizi bunu kullanarak gösterelim. Mesela ev hanımları süpürme işlerinde çok hassatır. Bizde de öyle . Dolayısıyla elektrik süpürgesi gezinti alanında biryerlerdedir muhakkak. Bizde de öyle.

 

Sizi bilmem am ben sakar bir adamım. Nasıl oluyorsa 8genellkle uyku sersemi olduğumda) kablonun ucundaki fiş kısmına basıp yada bizzat süpürgeye çarparak canım fena halde yanar ve ben biraz da yüksek sesle oofff çektikten sonra: Hanım beni gerilla eğitimlerine hazırladığın için teşekkür ederim derim. Sayende bu zorlu pentatlonu çarpmadan, kırmadan geçersem, en zorlu doğa şartlarında hayatta kalmayı başaracağım derim. İlk önce bir anlam veremez söylediklerime.. sonra anlar, gülüşürüz.. ardından biraz tatlı sert uyarımı yaparım. Ve hayat devam eder.

 

Ne dersiniz.. iyi bir taktik gibi duruyor mu?

 

Not:

Bizimle her daim iletişimde olmak istemez misiniz? Çok basit bir yöntemi var: Öncelikle Telegram programını cep telefonunuza indirmeniz, sonra da aşağıdaki linke tıklayarak grubumuza üye olmanız yeterlidir. Ayrıca arkadaşlarınızı da davet edebilirsiniz.

Masa üstü veya dizüstü bilgisayarı kullananalar ayrıca bu versiyonu da kullanabilirler. Büro çalışanları için bu çok rahat kullanım sağlıyor.

https://t.me/joinchat/J-obtEy8xTvMitbdyaIU4g

Grupta görüşmek üzere.. bekliyorum..

Önceki İçerikALOOV.. KİMSİİNN?!
Sonraki İçerikANLATMAK MI ANLAŞILMAK MI (4)
1966 yılında Zonguldak’ta doğdu. İlk, ortaokul ve liseyi burada bitirdikten sonra 1997’de Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İşletme Bölümünden mezun oldu. Tahsil hayatının tamamına yakının süresini, aynı zamanda ticari çalışmalarda bulunarak geçirdi. Birçok firmada personel, ara idareci ve idareci olarak görev aldı. Sivil toplum kuruluşlarında çeşitli kademelerde görev aldı. Ticari hayatını sürdürürken, davranış psikolojisi alanında aldığı formel eğitimler aldı. Kendini tanıma, özgüven - motivasyon ve etkili iletişim becerileri alanında eğitimler vermeye başladı. Bu çalışmaları yanında, uzmanlık sahasıyla ilgili makaleler yazıyor. Bazı firmalara performans ve eğitim danışmanlığı yapmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here