Geçenlerde grup eğitimlerine girdiğim bir hanım; “ – Hocam; yazı dizisinden özetler çıkarıyorum. Ama nasıl bunları uygulayacağız? Bu çok zor!” demişti. Gruptaki bey ve hanımların çoğunluğu da ayni görüşü destekleyince onlara, aslında benim yazı dizisinde sizinle paylaştığım da zaten bu alandaki bilinenlerin (stres yönetimi) çok kısa bir özeti olduğunu söylemiş, birlikte gülüşmüştük.

Sevgili dostlar; hangi konuda olursa olsun, yeni öğrenilen bilgiler, üstelik belli bir yaşa gelmiş olan bizler için hayata geçirilmesi o kadar da kolay değildir. Hele insanın kırkından sonra hayatında köklü değişikliklere gitmesi, gerçekten sanıldığı kadar basit değildir. Kişi, yeni edindiği bilgilerin faydasına ne kadar inanır, eski alışkanlıklarının gereği aynı yanlışı tekrar yapmamaya çalışırsa, zamanla yaşamındaki kalite artacağı muhakkaktır. Ama buna yılmadan, cesaretle devam etmesi lazımdır. Yani her şeye rağmen, bunun zaman alacağını kabullenmeliyiz.

 

Bu hafta da, 3. konu başlığımız olan “karakteristik özelliklerinden” yani bireyden kaynaklanan stresten bahsedelim. Çoğu insan yaşadığı stresin sorumlusu olarak; işini, çalıştığı yerdeki mesai arkadaşlarını, komşularını, aile bireylerini (mesela çocuklarını, eşini), kısaca kendi haricinde onan olay veya insanlardan kaynaklandığını düşünme eğilimindedir.

Oysa dış etkenler stresi tetikleyici etkisi olsa bile, asıl kaynağı kendi içimizdedir. Başka bir deyişle, kendi kendilerini strese sokuyoruz. Yıllar boyu edindiğimiz alışkanlıkların, yaşadığımız stresin altında yatan temel sebebin ne olduğunu bilmememiz bizi bu stres ve ötesi kronik ruhsal problemlere sürüklüyor. Şayet bu durumu fark etsek, zaten strese girmeyiz. Girsek bile kısa dönemler yaşayarak bunun üstesinden gelebiliriz.

 

Geçtiğimiz haftalara iş pozisyonunda değişiklik olan arkadaşımızın hikâyesini hatırladınız mı? O da değişimin dünyanın sonu olduğunu zannediyordu. Kişisel alışkanlıkları değiştirmek, dönüştürmenin kolay olmadığı söyledik. Ama imkânsız da değildir. Aslında alışkanlıklarımızın kontrolü elimizde tutabiliriz. Edinmemiz gereken en önemli alışkanlığımızdan biri, düşüncemizi kontrol altına almamız, asla başka faktörlerin bizi direk kontrol altına almasına müsaade etmememizdir.

Zaten kontrolü kaybettiğimizde veya kontrolden vazgeçtiğimizde stres başlar. Bilincimizi kontrol edemezsek, stresimizi de kontrol edemeyiz. Hatırlayın; stresin en önemli belirtisinden birisi, hadiselerin bizim kontrolümüzde olmama endişesiydi. Yani gelişmeler istediğimiz gibi gitmiyorsa, endişelenerek, bu kaygıyla önce kendimizi, sonra da çevremizi bunaltmaya başlarız.

 

Kaygılı, kuşkucu bir insan mısınız? Eğer öyleyseniz, stresinizi kendiniz hazırlıyorsunuz demektir. Kaygı duymak, insanı geçmişte veya gelecekte yaşamaya iter. Geçmişte yaşadığınız olumsuz olaylar ve buna kıyasla gelecekte de bunun gibi olumsuzluklarla karşılaşma ihtimali sizi müthiş rahatsız ediyor mu? Neden bu yaşadıklarınızı kötü bir tecrübe olarak görmüyorsunuz? Aslında bunlar sizin daha iyilerini yapmanız için bir kazanç.

Ama endişelenerek bunu yapmanız mümkün değil. Sakin olun ve tam da o anda yaşadığınız iyi şeyleri düşünün. Bir samimi arkadaşınızı arayın. Bu kaygınızı onunla paylaşıp çözüm yolları arayın. Engin deneyimleri olan yaşlı bir insan, (kültürlü olması daha fazla avantajınızdır) size hiç aklınıza gelmeyecek bir çıkış yolu verebilir.

 

 

(devam edecek)

Not:

Bizimle her daim iletişimde olmak istemez misiniz? Kolay bir yöntemi var: Öncelikle Telegram programını cep telefonunuza indirmeniz, sonra da aşağıdaki linke tıklayarak grubumuza üye olmanız yeterlidir. Ayrıca arkadaşlarınızı da davet edebilirsiniz.

Masa üstü veya dizüstü bilgisayarı kullananalar ayrıca bu versiyonu da kullanabilirler. Büro çalışanları için bu çok rahat kullanım sağlıyor.

https://t.me/joinchat/Mx8-YEy8xTuLUISTykoMfw

Grupta görüşmek üzere.. bekliyorum..

  • Makalelerin altına yorum yapmanız bizi sevindirir.

 

 

Önceki İçerikSTRES YÖNETİMİ – 6
Sonraki İçerikSTRES YÖNETİMİ – 8
1966 yılında Zonguldak’ta doğdu. İlk, ortaokul ve liseyi burada bitirdikten sonra 1997’de Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İşletme Bölümünden mezun oldu. Tahsil hayatının tamamına yakının süresini, aynı zamanda ticari çalışmalarda bulunarak geçirdi. Birçok firmada personel, ara idareci ve idareci olarak görev aldı. Sivil toplum kuruluşlarında çeşitli kademelerde görev aldı. Ticari hayatını sürdürürken, davranış psikolojisi alanında aldığı formel eğitimler aldı. Kendini tanıma, özgüven - motivasyon ve etkili iletişim becerileri alanında eğitimler vermeye başladı. Bu çalışmaları yanında, uzmanlık sahasıyla ilgili makaleler yazıyor. Bazı firmalara performans ve eğitim danışmanlığı yapmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here