Artık yaz mevsiminin ortasındayız. Mevsimin gelişiyle bahse geçen konumuzun potansiyel oluşumu da (doğal olarak) artmaya devam ediyor. Şöyle ki; yaz mevsimi, vücuttaki kan oranının en fazla olduğu dönemdir. Halk diliyle kanın hızlı olduğu zamandır. Bu, kan dolaşımının daha akışkan olması anlamına geliyor. Sıcaklar, başlı başına potansiyel stres kaynağıdır. Çünkü sulanmış kan,  adrenalini vücuda daha hızlı yayacağından, kontrolden daha çabuk çıkmamıza sebep oluyor.. aman dikkat!.. Öfke, ani çıkan fırtına gibidir. Hazırlıksız yakalanırsanız tahribatı çok fazla olabilir. Önüne kim çıkarsa tahrip eder.. sizi bile. Kendinize zarar verebilirsiniz.

Neler strese sebep olur, birlikte bir göz atalım. Bunları dört ana grupta toplamak mümkündür; değişim, gizli gerilim, karakteristik özellikler, çevresel stres faktörleri.

 

Değişim, istemesek de yaşamımızda sürekli olan bir süreçtir. Ondan kaçmak veya direnmek yerine ayak uydurmak, aslında ilerlememiz için bir fırsattır. Kendi isteğimizle kabul ederek değişimi gelişime çevirmeliyiz. Bir ara, emekli bir sanayicinin röportajını okumuştum; sekseninden sonra bilgisayar ile yakınlaştığını, internetle dünyayı dolaşmanın ne kadar muhteşem ve bir o kadar da keyifli bir uğraş olduğundan bahisle, “ yıllarca şirketlerimde tüm elemanlarımızı teknolojik bir gereçlerin, bir ihtiyaç olduğuna ikna olduğum için teşvik etmiştim.

 

Ama “benden geçti” diyerek, onunla hiç ilgilenmemiştim. Ne büyük hata yapmışım! Şimdi ise adeta diz üstü bilgisayarımla bir bütünüz. Onunla yatıp, onunla kalkıyorum.” diyerek, bir anlamda geçmişindeki tutumuna hayıflanıyordu. Hızla geçmişteki eksiklerini telafiye çabalıyordu. Oysa hayat, sürekli yükseliş trendi olması gereken bir süreç olmalıdır. Bu kabul. Ancak uygulamalarda bazen performans düşüşleri, durağanlığı, yükselişleri olacaktır. Bu durağan ve düşüşler bizi pes ettirmemeli. İşte az önceki misalimizdeki sanayici beyefendi bu hataya düşerek, ipin ucunu bırakıp kendini bu konuda mahrum bırakmıştır.

Değişimindeki birinci aşama, inkârdır. “Doğru olduğuna inanmıyorum!”, ”bu kadar iyi bir gelişmenin olması mümkün değil! ” tarzı dışlama, sonuçları kabullenememe, herkesin yaşayabileceği bir süreçtir ve doğaldır. Tabi bu aşamaya takılıp kalmadıkça.

 

Bu aşamadan sonra, direnme aşaması başlar. Buna bir dizi yoğun duygular eşlik eder; öfke, suçluluk duygusu, sıkıntı, üzüntü, şaşkınlık ve korku, ilk olarak verilebilecek örneklerdir. Belki ilerleyen aylarda “reaktif davranış tarzını benimseyen insanın savunma mekanizmaları” konusunu işlerken buna daha geniş yer veririz.

Kişi, bu durumu yorumlamakta zorluk çeker. Ama derinden derine kendini gerilimde hisseder. Şiddeti daha da artarsa strese ve son aşama olarak da depresyona sürüklenir. Bunun tepkisel büyüklüğü, ona olan (değişime) bakışına ve kişilik yapısına göre farklılık gösteren bir durumdur. Mesela iş yerinde, olduğu pozisyonu kaybeden kişi, yeni pozisyonuna adapte olmakta zorlanır basitleştiğini, şahsiyetinden çok şey kaybettiğini hissetmeye başlar. Hâlbuki bu tamamen bakış açısıyla alakalı bir durumdur. Yani değişim ne tamamen iyi, ne de tamamen kötüdür. Aslında hem iyi, hem de kötüdür. Eski düzenin bozulması bakımında kötü olabilir. Ama yeni fırsatlar bakımından da iyidir.

(Devam Edecek)

 

Not:

Bizimle her daim iletişimde olmak istemez misiniz? Kolay bir yöntemi var: Öncelikle Telegram programını cep telefonunuza indirmeniz, sonra da aşağıdaki linke tıklayarak grubumuza üye olmanız yeterlidir. Ayrıca arkadaşlarınızı da davet edebilirsiniz.

Masa üstü veya dizüstü bilgisayarı kullananalar ayrıca bu versiyonu da kullanabilirler. Büro çalışanları için bu çok rahat kullanım sağlıyor.

https://t.me/joinchat/Mx8-YEy8xTuLUISTykoMfw

Grupta görüşmek üzere.. bekliyorum..

  • Köşe yazımın altına yorum yapmanız bizi sevindirir.

 

Önceki İçerikSTRES YÖNETİMİ – 1
Sonraki İçerikSTRES YÖNETİMİ – 3
1966 yılında Zonguldak’ta doğdu. İlk, ortaokul ve liseyi burada bitirdikten sonra 1997’de Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İşletme Bölümünden mezun oldu. Tahsil hayatının tamamına yakının süresini, aynı zamanda ticari çalışmalarda bulunarak geçirdi. Birçok firmada personel, ara idareci ve idareci olarak görev aldı. Sivil toplum kuruluşlarında çeşitli kademelerde görev aldı. Ticari hayatını sürdürürken, davranış psikolojisi alanında aldığı formel eğitimler aldı. Kendini tanıma, özgüven - motivasyon ve etkili iletişim becerileri alanında eğitimler vermeye başladı. Bu çalışmaları yanında, uzmanlık sahasıyla ilgili makaleler yazıyor. Bazı firmalara performans ve eğitim danışmanlığı yapmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here