Her insanla samimi olmak ne kadar yanlışsa, hiç kimseyle diyalog kurmamak da o kadar yanlıştır. Bunun yerine mesafe ayarlamak, Hazreti Alinin tavsiyesinde olduğu gibi herkese “ederi kadar kıymet vermek” daha mantıklı bir tutumdur.
Yazımıza kaldığımız yerden devam edelim mi? Yani etkin dinlemenin kurallarına bir göz atalım:
Fikir çürütmemeliyiz.
Empatik davranmalıyız. Söylenenler hoşumuza gitmese bile, ona karşı saygılı olduğumuzu belli etmeli, direk ‘bu yanlıştır’ dememeliyiz. Bunun yerine, onun neden böyle düşündüğünü anlamaya çalışmalıyız. Bu konuda G. K. Chestertan “İlginç olmayan konu yoktur. Sadece ilginç olmayan insanlar vardır.” diyerek konuya açıklık getiriyor. Her insanın düşüncesi kendisi için özeldir ve doğrudur. Şöyle bir düşünün: Fikirlerinizi direkt olarak çürüten biri hoşunuza gider mi? Hatırlayınız; “kazanılan her tartışma, kaybedilen bir insandır.” O halde ne diye farklı düşünen bir kişiye karşı hemen fikir çürütme refleksi gösteren siyasetçiler var! İnanın anlamakta zorlanıyorum. Görüşmek protokol uygulamak değildir. Olsa olsa, ölçülü ve anlayışlı olmaktır.
Hemen sonuçlara varmamalıyız.
Peşin hükümlü olup, hemen sonuçlara varmamalıyız. Bundan sonra ne söyleyeceğimizi varsaymamalıyız. Bir filozofun dediği gibi; “Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz. Bunu ancak aptallar yapar.” İki tarafın da fikirleri dinlenmezse, hiç kimsenin bir olayı adilce yorumlaması mümkün olmaz. A.K. Robertson, “Bir kimsenin inanç sistemi ya da tercihlerini o kişinin izni olmaksızın değiştirmek nerede ise imkânsızdır.” sözüyle bize “kati” ısrarın zararlarını net bir şekilde ortaya koymuyor mu?
Aktif dinlemeliyiz.
Dinlerken zaman zaman ‘hı hı..anlıyorum..yaa!..öyle mi!?..’ diyerek, evet anlamında başımızı sallayarak, konuşanı cesaretlendirmeliyiz. Her zaman söylerim; biz değer verir ve bunu karşımızdakine hissettirirsek, mutlaka bize misliyle değer verecektir. Bilinçli olarak düşmanlık besleyenler bile, bizim samimi tutumumuza bir süre sonra kayıtsız kalamazlar.
Bu maddedeki aktif dinleme, yoğunlaşarak dinlemek anlamındadır. Hatırladınız mı; “Dinlemek, karşımızdakinin ruhunu, kendi ruhumuzda ağırlamaktır.” demiştik. Unutmamalıyız ki, her türlü diyalogda asıl anlam, sözlerin dile getirilişinde (üslupta) gizlidir.
Yumuşak geçişler yapmalıyız.
Aktif dinlerken, konuşacaklarımızın de planını yapmalıyız. Bazen de konuşanın takıldığı yerde, ifade eksikliklerini güzel bir üslupla telafi etmeliyiz. Ancak bunu yaparken “iki saniye kuralı” nı unutmamalıyız. Bazen anlamadıklarınız için soru sormamız veya katkıda bulunmamız gerekebilir. Ama çok sık aralıklarla bunu yapmamalıyız. Özellikle bir sunum dinlerken yapılırsa, konuşan için oldukça can sıkıcı olur. Gözlemlediğim şey, üst otorite kesiminde bu sıklıkla yapıldığıdır.
Tıpkı bir kısım amirlerin veya liderlerin, astlarını “acil” adı altında toplantıya çağırmaları mantığında olduğu gibi. Onlar için, emrindeki personelin (varsa bile) programı önemli değildir. Oysa kişinin gerçek üstünlüğü unvanından değil, kişiliğinden gelir. Makam ve statüler sadece görev icabıdır. Her kurumun, kuruluşun veya firmanın performans danışmanlığına ihtiyacı var. Eğer büyümek, gelişmek, iyi şeyler yapmak istiyorsa. Her neyse…
(Devam Edecek)
Not:
Bizimle her daim iletişimde olmak istemez misiniz? Çok basit bir yöntemi var: Öncelikle Telegram programını cep telefonunuza indirmeniz, sonra da aşağıdaki linke tıklayarak grubumuza üye olmanız yeterlidir. Ayrıca arkadaşlarınızı da davet edebilirsiniz.
Masa üstü veya dizüstü bilgisayarı kullananalar ayrıca bu versiyonu da kullanabilirler. Büro çalışanları için bu çok rahat kullanım sağlıyor.
https://t.me/joinchat/J-obtEy8xTvMitbdyaIU4g
Grupta görüşmek üzere.. bekliyorum..
- Makalelerin altına yorum yapmanız bizi sevindirir.
Devam etmeli kesinlikle, susuz yaşamın zorluğu gibi bilgisiz kalmak..
Su hayata cansa, Bilgi de cana hayattır….
Çok teşekkür ederim.. Emeğinize,hayatınıza sağlık şifalar olsun…