BİZ KİMİZ?
Günümüz dünyası, sanayileşmenin getirdiği yeni şartlarla gerek sosyal yaşamda ve çalışma ortamında, gerekse buna bağlı olarak kişisel yaşamdaki egoların farklı bir biçimde şekillenerek kabuk değiştirmesine sebep olmuştur. Ülkemizde sanayileşme ile birlikte kalabalık yerleşim alanları artmış, ancak buna bağlı olarak da bireysel yalnızlık sendromu fertlerin iç dünyalarındaki “benlik” dengelerini sarsmıştır. Bu durum, toplumları bunalıma itmiştir. Kısaca “kalabalıklar içinde yalnızlık” diye adlandırabileceğimiz bu gelişmeler, toplumdaki bireylerin büyük bir kesiminin “sosyal robotlar” haline gelmesiyle sonuçlanmıştır. Kurumlar ve insanlar, oluşan yeni durum için çözüm arayışlarına girmişlerdir.
Sonuçta da bu eksiklik, yeni bir sektörün doğuşuna sebep olmuştur. İnsanın bireysel ve toplumsal aktivitelerini, yeni oluşan şartlara daha faydalı bir şekilde adaptasyonunu sağlayacak olan sektöre birçok farklı isim verilse bile, biz buna “insani gelişim eğitimi” adını daha uygun görüyoruz. Nitekim insanın eğitilerek gelişebilen bir varlık olduğu tartışılmaz bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır.
Sanayileşmede bizden daha önde olduğu tartışılmaz batı toplumu, yukarıdaki sorunları doğal olarak çok önceden yaşamıştır. Kurdukları eğitim firmaları ile sorunlara eğilip, çareler aramışlardır.
Maalesef ülkemizde bu alada faaliyet gösteren birçok firma, işin kolayına kaçarak (genellikle) batıdaki firmaların isim hakkıyla çalışmayı tercih ederek, onların uyguladığı eğitim sistematiğini ülkemizde taşımış ve faaliyet göstermişlerdir.
Oysa batıdaki sosyokültürel, folklorik ve inançsal farklılık gözden kaçırılmıştır. Sonuçta mecazi bir ifade ile “Mr. Coni” için dikilen elbise, “Cemal bey”e uymamıştır. Bunu, eğitimden geçen bireylerin birçoğunun klasik anlayışını ve yaşam tarzını devam ettirme eğilimlerinden veya eski alışkanlıkları ile kendisi için yeni tasarlanmış yaşam tarzının arasında sürekli bir ikilem içine düşmesinden, tezatlar yumağı ile boğuşmasından gözlemlemek mümkündür.
İşte tamda burada biz ve bizim gibi düşünen eğitimciler, Bu yanlış işleyen sisteme bir alternatif olması için arayışlara girip, kendi kültürüne yabancı olmayan, aslında geçmişte de uygulanmış olan bir sistemi günümüz şartlarına ve teknolojik gelişmeleri ve diğer bazı faktörleri hesaba katarak geliştirmiş, eğitim camiasındaki yerini almıştır.
Edimer, yukarıda bahsettiğimiz “öz kültürümüzden” ilham alarak, dünyada uygulanan günümüz tekniklerini, kendi insanımızla uyuşabilecek olanları seçerek masaya yatırdı. Bu ülke insanının ihtiyaçlarına cevap olduğuna inandıklarını yeniden öz kültür potamızda eritti. Farklı, ama bizden olan bir anlayışla, yeni bir eğitim sistemimiz ile camianın içindeki yerini aldı.
Şimdilik siz halkımıza ama ileride tüm Dünya ülkelerinde eğitim vermek için çalışmalarımıza hız verdik.
Ancak bunu yaparken, bölgesel ve kültür farklılıklarını asla unutmadan yapacağımızı ifade etmek isteriz. Gelecekte bizi nasıl bir dünya bekleyeceğini ve çözümleri için “arge” çalışmaları ile tespit ederek, bunun ışığında bilimsel yöntemlerle modern projeler geliştireceğiz.
Özetlersek, aslında uzun yıllardır ulusça ihmal ettiğimize inandığımız eğitim girişimciliğine yeni bir “renk” katmak için kurumsal olarak yeni, ancak düşünüce altyapısı uzun yıllara dayanan bir geçmişle kendine güvenerek kısa zamanda bir “idol” olacağımızı biliyoruz. Umut ediyoruz ki, biz ve bizim gibi düşünen firmalar hızla çoğalarak başarılı çalışmalara imza atarlar.
Sizlere, aslında hiçte yabancısı olmadığınız bir anlayışı çağdaş imajı ile sunmak için sabırsızlanmaktayız.
Mevlana’nın sevgisini, Yunus Emre’nin kendi özünü sorgulamasını, Edebalı’nın insan merkezli anlayışı ile harmanladık. Ancak bunu Matahma Gandhi’yi, Tolstoy’u, Konfiçyus’u, Goethe’yi yok saymadan yaptık. Onların bu insanlığa sunduğu erdem ışıklarını sepetimizin içine koymayı ihmal etmedik.
Yurdumuzun dört bir yanından çok kolay anlaşılacak bir ifade tarzına sahibiz. Çorumlumuzu, İzmirlimizi, Hakkârilimizi, Trabzonlumuzu, İstanbullumuzu, Manisalımızı, Konyalımızı, Erzurumlumuzu, Zonguldaklımızı, Gazianteplimizi, Edirnelimizi, Vanlımızı, kısaca yurdumuzun tüm yörelerini tanıyan bir kurucu başkanımız ve yönetim kurulumuz var. Hepimiz bu toprakların üzerinde, farklı bölgelerde yetişmiş, ülkemizin sosyal ve bireysel yapısını yaşayarak bu günlere gelmiş insanlar. Tıpkı sizler gibi. Belki bir kısmınızdan farklılığımız var; o da bu alanda uzman olmalarıdır.
Yeniyiz, ama bin yıllık kültür toprağına kök saldık.
Yeniyiz, ama heyecanla kısa zamanda, uzun yıllar alacak projeleri hayata koyduk, koymaya devam edeceğiz.
Yeniyiz, ama geçmişte tecrübe edilmiş teknikleri modern kalıplara sizlere sunarak farklılığımızı ortaya koyduk, koyacağız da.
Tüm Edimer çalışanları olarak daha ileri toplum olmamız için var gücümüzle çalışarak, başarılar dehlizinde usanmadan yürüyeceğimizi bilmenizi isteriz. Biz gelecekteki yüksek medeniyet kriterlerine ulaşmış, bunu tüm insanlığa başarıyla ihraç eden bir ülke hayal ediyoruz, ya siz?
Edimer olarak sloganımız, “Başarı için bilgi, bilgi için eğitim”. Gelecek yarınlara, umut ve sevgiyle…

Yorumlar